Çözümü Lozan’da Değil Sevr’de Aramak

Çözümü Lozan’da Değil Sevr’de Aramak
(Okuma Süresi: 2 - 4 dakika)


21 Ekim 1999 da arabasına yerleştirilen bombalı paketin patlamasıyla kaybettiğimiz ülkemizin ender değerlerinden biri olan Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı'nın 10 Aralık 1999 tarihinde Cumhuriyet gazetesi için yazmış olduğu yazıyı paylaşmak istedim sizlerle bu hafta.

Çözümü Lozan’da Değil Sevr’de Aramak

Uluslaşmadan çağdaşlaşabilmiş, demokratikleşebilmiş toplum yoktur.

Ne demek uluslaşmak?

Kabile düzenini, aşiret düzenini, derebeylik düzenini geride bırakmış olmak demek… Aynı topraklar üzerinde yaşayan insanlar arasında bir “biz” duygusunun, bir dayanışma duygusunun yaratılmış olması demek.

Lozan’a gidilirken Anadolu’da 20’yi aşkın etnik kökenden insan vardı ama bir ulus yoktu… Türkiye’yi çok  uluslu bir haritayla bölen bir Sevr vardı, ama dünyanın kabul ettiği bir vatan yoktu.

Lozan’la iki şey dünyaya kabul ettirilmiş oldu. Sınırları “Misak-ı Milli" ile çizilmiş bir “vatan"… Ve o sınırlar üzerinde yaşayan insanlardan oluşan bir “millet”.

Sevr sadece Türkiye’yi bölmeyi, parçalamayı dayatmıyordu… Sadece “çok ulusluluk" değildi Sevr’in getirdiği; aynı zamanda “çok hukukluluk"tu.

Sevr çok hukukluluğu; Anadolu insanının bir ulus oluşturmasını engellemenin aracı olarak kullanıyordu.

Her dinsel ya da etnik topluluğun kendi hukukunu uyguladığı bir toplumda, bir “biz” duygusu yaratabilir misiniz? Bir dayanışma duygusu uyandırabilir misiniz?

Lozan anlaşması, tek hukukluluğa geçişin çerçevesiydi. Ama -devletin laik olmaması nedeniyle- Müslüman olmayan azınlıklara “bazı hukuksal ayrıcalıklar” tanımak zorunluluğu doğmuştu.

Laiklik geldi, Medeni Yasa kabul edildi. Türkiye’deki azınlıklar da, kendi istekleriyle hukuksal ayrıcalıklarından vazgeçtiler Uluslaşmanın önündeki bir engel daha kalkmış oldu.

Bugün RP’nin önerdiği “çok hukukluluk”, Sevr’in isteğidir. Laiklikten ve tek hukukluluktan gerileme; sadece demokratikleşmede değil, uluslaşmada da gerileme yaratır. Ama Refah kafası için önemli olan, zaten “ulus” değil, ûmmet'tir.

Demokrasi değil, tartışılmayan “tek doğru" çerçevesinde insanları gütmektir.

★★★

Kurtuluş Savaşı, uluslaşmada ve demokratikleşme sürecinde çok önemli bir aşamaydı.

Orada harekete geçirilen, sadece “biz” duygusu değil… Aynı zamanda “kendi kademe sahip çıkma” istenci idi. Egemenliği ulusa dayatma bilinci idi.

Ve Lozan’ın açtığı yolda bir “ulus” yaratılırken, alınan temel ne “din’’ oldu, ne de “ulus”… Bin yıllık birlikteliğin yarattığı “ortak kültür” oldu.

İçinde Orta Asya’nın göçebelik yaşamından da.. Türkler öncesi Anadolu’nun çok kültürlü yapısından da.. İslamdan da öğeler taşıyan bir ortak kültür.

Giderek Kemalist devrimle çağa ve evrensele açılacak olan bir kültür sentezi!

★★★

Tito, farklılıkları kurumlaştırdı.

Toplumsal barışın ve demokrasinin yolu olarak kültürel ve yönetsel özerkliği seçti. Ve aynı “ırk”tan gelen insanlar, dinsel ve etnik farklılıkların kurumlaşmasının bedelini, -Tito’dan sonra- çok ağır ödediler.

İnsanlar, komşularını öldürdüler. Karılarına, kızlarına tecavüz ettiler. Evlerini, en değerli tarihsel varlıklarını yakıp yaktılar…

İrlanda’da bugün birbirlerini can düşmanı gören Katolikler ve Protestanlar ayrı ırklardan mı geliyorlar? Ayrı diller mi konuşuyorlar?

Hayır! Ama ayrı okullarda ve bazen farklı şeyler öğreniyorlar!

Atatürk farklılıktan değil, benzerlikleri kurumlaştırdı Tüm yanlışlara, tüm sapmalara ve hatta tüm hıyanetlere karşın… Ve dış düşmanların tüm çabalarına karşın… Türkiye bugün hâlâ ayakta!

İstanbul’daki, Ankara’daki, İzmir’deki Kürt kökenlilerin büyük çoğunluğu, “farklılıklar” üzerine siyaset yapanlara hâlâ destek vermiyor!..


 Kaynak : Ahmet Taner Kışlalı Dijital Arşivi ( 10 Aralık 1999, Cuma Cumhuriyet Gazetesi (s.3)


 

Vedat Ali Bayrak 
VaB Logo


 



Comments powered by CComment

Image

Sitemizde yer alan fotoğraflar yazarların kişisel albümlerinden, Unsplash | Pxhere ve internet ortamından dan alınmıştır. Kullanım ve telif hakları fotoğraf sahiplerine aittir.

 

Publish modules to the "offcanvas" position.

X

oooopps

No right click