KAYAHAN Unutulur mu?

 KAYAHAN Unutulur mu?
(Okuma Süresi: 3 - 5 dakika)

KAYAHAN 

Bir Kayahan geldi geçti bu dünyadan...

29 Mart 1949 - 3 Nisan 2015

Geçemedi aslına da bakarsanız. 

Duygular var olduğu sürece, biz olduğumuz sürece, Kayahan hep bizimle. Devri daim.

Çünkü onun dili, insanlık dili, gönül dili, alabildiğince yalın, olabildiğince güçlü.

Onun dili sizin diliniz, benim dilim..

Ve eğer şarkılarını sizde benim kadar çok dinliyor, iyi biliyorsanız.. Yazıda devrik ya da kopuk kalan cümlelere takılmazsınız. 

Hepimiz aynı yerde, aynı yolda ve aynı duyguda buluşuruz. 

Çıkalım mı yola?.

Bazı günler olur mesela, sıkıntıdan içim içime sığmaz. Kayahan, canım sıkılıyor canım dese diye düşünürüm, hemen açarım şarkısını. İsterim ki her duyguma rehberlik ettiği gibi buna da etsin. Çünkü öncesinde ve sonrasında hep öyle oldu.

Duygularımın mihmandarıydı.

Yaşım kaç olursa olsun aşka dair kendi hikayelerim hep siyah beyazdı, onun sevdiği gibi, onun anlatmaya yaşamaya değer gördüğü gibi. Hiç gri olmadı..

Ama sorsaydı eğer ona dair neyi basarabildiğimi?. En çok hasret şarkılarını yaşayabildim ben derdim. Biliyorum beceriksizlik..

Ve belki de en çok onun yüzünden böyle oldu. 

Öyle öğretti ki sevmeyi, sevilmeyi, payıma hep hasret düştü. Gerçek olmayanla yetinemedim. Elmanın yarısının peşine düştüm, seyyahlıkta yorulsam da çok zaman. Oysa "Yalan dünyaydı", haklıydı..

Hiç bitmeyen gurbet akşamlarını onunla yaşadım ben hep, bir o bildi Gurbette akşamın çok zor olduğunu.

Gitarının telleri vurdu hep gönlümün teline ne zaman ailemi ve sevdiklerimi özlesem.. Gurbette akşam sohbete ses yoktu biliyordum sayesinde... 

Gün oldu üstümde uçan kuslar bile yabancı oldu.. 

Bir garip serçeydim belki anlattığı gibi. 

Kolay olsa ben giderdim diyordu, ben misal hep gittim.

Haklıymış oysa insan hiç gidemiyormuş, bilemedim gidilemediğini... 

Daha lisedeydim, Sarı saçlarından sen suçlusun diyordu. O zamanlar insanın kaderinin neden aynı kaldığını bilmiyordum, anlamıyordum. 

Orada da haklı çıktı, kaderim kadar adresim de aynı kaldı. Kapımda güller tutuştu matemiyle..

Kaçıncı kez çalınıyordu kapım, kaçıncı kez başkaları oluyordu kapıda..

Peşimde mazinin ayak sesleri, nelerden vazgeçiyorduk, düşününce..

Gün oldu Emri oldu ustanın. Akşamları dalgalar vurdu sahil boyuma, simsiyah kelebekler uçtu delice. 

Gönül acılar çekti yalnız başına.

Devamı var diyordu.. Ben galiba onun kadar olumlu değildim. O bağırıyordu bitmedi aşkımız diye ve ona bitmeyen aşklar yakşıyordu.

Oysa buralarda bitmeyen hiç bir şey kalmamıştı.

Anadolu çocuğuydu o, sevdimi içinde ormanlar yanan. Ben, kendim dahil herşeyi yaktım ama onun gibi eğilmedim mi bilemem. 

O ellerinle yetiştirdi başaklarını ve dünyasını, ben onun elleriyle yetiştirip bize verdiğin her duyguya sonsuz saygıyla eğildim. Onun gibi korktum yalandan, yılandan korkmadığım kadar.. O ne güzel deli, o ne güzel doluydu.. 

Bir özlerdi, benim özlemden içim kavrulurdu. 

Öyle bir unutuldum ki sormadım unutuldum mi diye, şarkılarını dinledim.

Yağmur olup düşemedim, düşüp bulutlardan duramadım kirpiklerde.. Kalpte uyuyamadım. Unutuldum... Bir o bildi unutulmayı, unutulmanın nasıl olduğunu, o anlattı bana olanları ve olacakları..

Gemileri bekledi ve öyle özledi ki...

Öyle özledim hep. Sonbahar rüzgarı kırarken dalları ayrı düşen yaprak yaşamadı.. Duru sesiyle anlatmıştı.

Ve ustama bir yemin ettim dönemedim, cehennemde yandı dilim de dönemedim öğrettiği yeminden. O kendisine kurşunları layık görürken.. Hep başkalarına düştü sevdanın yolları. Biz giremedik.

Nasıl bir ömre, ömürler sığdırdı da anlattı hiç yorulmadan. Anlatacak kimse kalmadı o gidince. Mahallenin bütün ağır abileri ve güzel ablaları, hepsi bir olup gittiler.

Severdi hepimizi, hepimizi bir yolda bekeleyecek, buluşmayı isteyecek kadar çok. Buluşamadık... Kavuşulamayan yollar bıraktı.

Hayattan duygular gittiği için kelimeler ve müzik gitti diyordu.. İşte ben bir onu dinlerken yine de koruyabiliyordum her şeye inat duygularımı... İçim bileyleniyor'du. 

"Ah be Kayahan ustam.. Kıyametler kopan yüreğin dilerim huzur bulmuştur gittiğin son yolda. 

Hakkınız helal edin diyordun ya ve bize helal etmiştin bizim hiç hakkımız yokken sende, helal hoş olsun. 

Sen neredesin artık bilmiyorum ama benimlesin, hâlâ ve her yerde. 

Seninle beraber anılar gitti . Yalan dünya bir kez daha hatırlattı kendini.. Sabahlar uzak diyordun, en güzel ışıklı anlar seninle olsun. Nurlar içinde yat. Biz seni öyle seviyorduk ki..

O son konserinde içim lime lime olmuştu. Yine de nasıl hala ulaşmaya çalışıyordun bize... İçinden uçuşan kuşlar bize emanet. Kuşların bende, benimle, ben de gidene kadar..

Seninle öğrendim ben, seninle dinledim, seninle anladım; sevmeyi, özlemeyi, gurbeti, yine dik durmayı, hasreti, göndermeyi, pes etmemeyi, yollara düşmeyi ve yollarda beklemeyi, umut etmeyi, hikayeler yazmayı.. Gülümsemeyi. Sen yine de hep gülümserdin. Hiç yalan söylemezdin. Sevdim mi tam seven, sevgi için her savaşı göze alan adam. Biz seni dinlemeye ve seninle büyümeye nail olan şanslı kuşaktık.. 

Güzel ustam, gönlü büyük ustam, seven ustam, aşık ustam... "

Vefatının 7. yılında, tüm ailesi, benim kadar sevenleri ve dostlarına Allah'tan sabır, ustama gani gani rahmeti diliyorum. 


Dünya Döndükçe

Comments powered by CComment

Image

Sitemizde yer alan fotoğraflar yazarların kişisel albümlerinden, Unsplash | Pxhere ve internet ortamından dan alınmıştır. Kullanım ve telif hakları fotoğraf sahiplerine aittir.

 

Publish modules to the "offcanvas" position.

X

oooopps

No right click