İnsanoğlu Yaşam Dedim…

İnsanoğlu Yaşam Dedim…
(Okuma Süresi: 2 - 4 dakika)

 

Pek çok yazar der ya, insanın yalnızlığı daimdir diye. Belki öyledir...

Ne kadar seversek sevelim, sevilirsek sevilelim, etrafımız ne kadar kalabalık olursa olsun.. Özümüz, doğası gereği hep bir miktar yalnızdır. Kulak memesi kıvamında, pembeleşinceye kadar kavrulmuş, taşımlık miktarda. Bilmem ölçü kafanızda oturdu mu?

Belki bu yalnızlıktır içimizdeki sesi hiç susturmayan. O ses yalnızlığımıza inat sürekli bir şeyler anlatır...

İnsanın herhalde en tatlı dedikodusu önce kendisi ile. Kendisini bir beğenmesi herkesten önce ya da kendini eşşek sudan gelinceye kadar dövmesi, ince ince alay etmesi, çılgınlar gibi dans etmesi, kızım\oğlum otur bakalım sen hele buraya deyip karşısına alıp söylenmesi ya da kıyamaması...

Bazen soruyorum kendime acaba burada yazdıklarım, içinizde sadece sizinle konuşan o sesin söylediklerine uyuyor mu? Biraz duygularınızı yakalayabiliyor muyum?

Yoksa bu sesler bir benim içimde mi absürt ya da çok geveze ya da çok kaldırım felsefeci?. 

İçimdeki o sesi aktarmaya çabalıyorum, çünkü onu seviyorum. 

Burada karaladığım duygu ve düşüncelerin keyifle okunması beni mutlu ediyor. Uzak ülkelerde, başka şehirlerde ya da aynı ortamdan, görüştüğüm ve görüşemediğim dostların kalbine dokunması..

İnsanı diyorum ayıran mesafe değilmiş demek ki ya da buluşturan sadece beden değil.

Birbirimize baktığımız aynalar oluşturuyoruz bu sayfalarda. 

Biz iletişiyoruz hiç konuşmadan.

Bilmiyorum belki hep konuşulduğu gibi olur hayat, anlatıldığı, yazıldığı gibi. Yavaşlar zamanı gelince, bu yollar bu koşmalar azalır, çekçek çekmek yerine insanları izlerim doya doya.. Böyle 7/24 olmaz tempo, geceler sadece uyumaya gündüzler yetişmeye çalışmaya gitmez.

O zaman insan hikâyelerini izlerim, onları severim için için, kızarım bazen, anlamaya çalışırım belki, bunun sonu yok olur bazen, bazen yine de her zaman değer diye düşünürüm ya da felsefe üretirim kafamda ve kuyruğu birbirine değmeyen aforizmalar.. Belki affetmenin yolu da geçer o yazılardan.. 

Sorarım yine ama öyle değil mi diye?. Heyt be ademkızı/ademoğlu derim.. 

Konuyu kot pantelona bağlarım, alttan eski müzisyen yeni milli çapkın Rafet çalar.. 

Şarkısını dinler seslenirim hayata onun sözleriyle,

“Çok düşündüm çok üzüldüm

Pişman oldum kader dedim

Dün sabah seni af ettim

İnsanoğlu yaşam dedim derim.”

Affederim herkesi ve herşeyi.. Belli mi olur?. 

Dem vururum olanlardan, yine gülerim göğsüm çatlayana kadar, yine umut ederim galaksi boyutunda, Bulutsuzluk Özlemi patlatırım bangır bangır. Belki orada unutmak diye bir şey olmak zorunda kalmaz?.

Tek kişilik masamı kurarım da diğer ucunda hep hayatı anlatan birileri olur, masa adabı olur. Sıyrılırız bu günlük telaşlardan, korkulardan, acıdan ve ölümden konuşmak uğursuz olmaz. Biliriz bizi büyütenin acı olduğunu, kaçmak istemeyiz ondan, yaralarımızı severiz. Aşklardan konuşuruz, utanmadan sıkılmadan, çekinmeden, kalıba sokmadan.. Biliriz ki her duygu insana özel. 

Kıtalar, ülkeler, kültürler değişse de insanın her yerde hep aynı olduğunu da biliriz. Eğitimin davranışları değiştirdiğini ama temel duyguların ırklardan bağımsız olduğunu, aslında ne kadar basit olduğumuzu. Şiirler okunur canım Türk şairlerden, biz ama nasıl döktürmüş hocam deriz. Ağaç gibi tek başına ve hür, orman gibi kalabalık ve güçlü oluruz. 

Sonra hepsi bir kapağın altına girer, birikir, kitap olur. Benim de bir izim olur bu hayatta... Kim bilir? Ben de istemez miyim? İsterim tabii...

Hayalin zararı mı olur?


Dünya Döndükçe

Comments powered by CComment

Image

Sitemizde yer alan fotoğraflar yazarların kişisel albümlerinden, Unsplash | Pxhere ve internet ortamından dan alınmıştır. Kullanım ve telif hakları fotoğraf sahiplerine aittir.

 

Publish modules to the "offcanvas" position.

X

oooopps

No right click