Eşyanın Makus Tarihi

Eşyanın Makus Tarihi
(Okuma Süresi: 2 - 3 dakika)

Bir gün kitap yazacak olsam herhalde eşyanın tarihi olurdu konusu.

Arşimet yasaları yalan, kaldırma kuvveti varsa o da kadınlar için temizliğin sıkıntıyı kaldırma kuvveti dedim işe koyuldum.

Nitekim nevresim takımını görene kadar da iyiydim. Sonra yandı yine balatalar...

Mal da yalan mülk de yalan al biraz sen oyalan hesabı, eşyaları da son sıralara koyup merkeze insan alıyorsun... Oysa talihsiz bir şekilde eşya kalıyor insan gidiyor.

Bugün yaydığım nevresim takımını aldığım 90’lı yılları hatırlıyorum . 

Bekardım, çalışıyordum, her anne gibi annemin çeyiz baskısıyla karşıdaki mağazadan almıştım. Üzerine kaç hayat kurdum bilmiyorum?. En az altı vardır. Antalya, İstanbul, İzmir, tekrar İstanbul derken yıllar yılları evler evleri kovaladı. Yıllar eskidi, evler eskidi, insanlar eskidi, hayatlar eskidi, hayaller eskidi, kayıplar oldu ama nevresim takımı hâla herşeye inat sapsarı hali, renkli çiçekleriyle gülümsemeye devam ediyor.

İçine ne uykular, uykusuzluklar, dertler, telaşlar, sevinçler koydum. İçindeki herşey gitti, değişti, ben değiştim, zerresi bile kalmadı o hayatların ama takımda bir sökük dahi yok.

Soley’e mail atayım, tabii hâla o marka yaşıyorsa, diyeyim benden, bizden daha dayanıklı yapmışsınız ürünü.

Biz hayata bu kadar iddialı, tüm gücümüzle asılırken, iki paralık eşyaların bize meydan okuması ve devamlılığı bana hep çok ironik gelmiştir.
İnsan kayıpları seni üzerken, insanlar artık ortak geçmişinizden uzay yılı uzaktayken, eşyaların o insanları ve paylaştıklarını anlatması... Çok ironik.
Keşke gidenlerle beraber anılar da gitse.

Evdeki her nesnenin tek tek tarihini yazabilirim, onları aldığım zamanki yılların toplumsal hallerini, kültürünü, o eşyaya yüklediğim heyecanı, yanımdaki kişileri, eşyaların çıktıkları şehirleri, sokaklarını...

İzmir’den aldığım koltuğu mesela, artık yerde minderde oturmayacak olmanın sevincini, ilk günden dostumun onu sigara ile yanlışlıkla yakmasını, dostumun artık çok uzakta ama yanık izinin benimle olmasını.

İstanbul’daki masayı, artık maaile aynı masaya sığabilmemizi, bunun keyfini. İkinci elden bulduğum koltukları aldığım zaman ki mutluluğu, onları alırken ki maddi sıkışıklığımı ama işe yeni başlamış olmanın tatlı huzurunu, başardım duygusunu.

Şimdilerde yine bizlerin gidip, onların kalması?!... :( 

Bugün Corona'dan bir kardeşimizi daha kaybettiğimizi öğrendik, daha 37 yaşında. 

Ve onun da saati daha yıllarca çalışacak belki. Kıyafetleri ailesine mektup kalacak... Kazaklarını bıraksan aylarca o kokacak. Kitapları raftan bakacak her gün, belki bir gün saçma salak bir yerden bir çorabının teki çıkacak ve gelip en yakınının kalbinin üstüne fil gibi oturacak ağırlığına inat.

Zalimsin madde!. Keşke yenebilseydik seni. Biz de bu kadar kolay yok oluyor olmasaydık...


Dünya Döndükçe

Comments powered by CComment

Image

Sitemizde yer alan fotoğraflar yazarların kişisel albümlerinden, Unsplash | Pxhere ve internet ortamından dan alınmıştır. Kullanım ve telif hakları fotoğraf sahiplerine aittir.

 

Publish modules to the "offcanvas" position.

X

oooopps

No right click