Başlangıç

Başlangıç
(Okuma Süresi: 2 - 4 dakika)


Inception filmini izlediniz mi bilmiyorum?.

Şahane sahneler vardır o filmde, patlamalar, parçalanmalar, tuzla buz olmalar, rüyadaki gerçekliğin yıkımı, gerçeğin rüyayla karışımı... O filmi yaşadım ben bir ayrılık ile birlikte . Katman katman parçalandı zihnimde tüm görüntülerim.

O masal şehri Prag'ın içi boşaldı en önce. Sokaklardan geri geri yürüdüm hızla. Önünde durup fotoğraf çektirdiğimiz Saray, ışıklarına ve ihtişamına bayıldığım Noel ağacı yerle bir oldu. Bizi oraya tırmandıran yüzyıllık merdivenlerin basamakları koptu birbirinden, tarihi köprü suya gömüldü. 

Yemek yerken bize gülümseyerek servis yapan kızı vurdular, kanları aktı masaya. Çıktık oradan, oteldeyiz. Seksenler zamanlarının kanlı canlı hali, o eski Otel sokaktan silindi. İstasyonda seni bulduğum yere kadar koşup hızla döndüm. Altında buluşmak için beklediğim büyük saat parçalandı . Camları bütün istasyona yayıldı. Çıktım oradan, alana gelip tek başıma uçağa girdim tekrar. İstanbul'dayım.

Berlin'de o küçük fırında beraber sandviç yiyip kahve içmiştik ya.. Hayatımın en keyifli anlarındandı, çocukluğum kokuyordu çöreklerden önce.

Camekani patladı, masa devrildi, tabaklar düştü, yere döküldü kahvem. Çocukluğumdan kalan taze kahve, sandviç kokusu yok oldu, Fırının rengi soldu. Bütün o sevdiğim pastalar düştü, paramparça, dükkan tuzla buz.

Dubai'de bahçesinde oturup pek çok milletten insanla bira içtiğimiz bahçede devasa bir hortum var artık. Yutuyor ne varsa, herşeyi hepimiz ile birlikte içine çekiyor... Hava yok, nefes yok, güneş yok. Hepimiz çölün bir  başka köşesine savrulduk, masalar düştü üstümüze... Orkestra sustu, kimse gülümsemiyor. Üstümüzü örten mutsuz bir sessizlik.

Antalya'da yağmurlu havalarda geceleri kayaların üstünde denizi seyreden kişi, yastığa başımı her koyuşumda rüzgarları getirir içimi üşütürdü. Girdi artık evine. Üşümüyor kalbim geceleri.

Ankara'da buluştuğum kalp ağrım vardı. Otele nasıl döndüğümü, o odada ne kadar bunaldığımı; her gidişimde taşıdım o şehre, hep yeniden. O cafe, o yol, otele döndüğüm her metre silindi. Her metresi acıydı zaten. Şehrin; yeni mezun, idealist devlet memuru yok artık, o da silindi.

Ağvadaki kahvaltı, dönüşte Sabihaya giderken tarla yolunda kaybolmak silindi. Bana bağırmıyorsun artık yanlış yola girdim diye. Yolda bana anlattığın memleket hikayeleri, gurbetin, gurbette çektiğin acı, çektiğim acı da yok artık..

Istanbul silindi ve Izmir... Foça’yı kaybettim. Küçük heyecanlarım hiç olmadılar. Eşya olmayan evimde, ben mutsuz olmayayım diye sevdiğini söylediğin o renkli yer minderleri paramparça. 

Yapamadığım kuru fasulye, o tencereye koyduğum sevgi döküldü tezgahtan. Tezgah havaya uçtu.

Pazar alışverişlerim, dalga geçtiğin elmalı masa örtüm. Mangaldaki sucuk. Onlar da yok. 

Bahçede rakımızı içip tavla oynadığımız, Zeki Müren dinlediğimiz masa yerle bir. Pullar darmadağın. Bahçedeki ağaç öldü. O ev öldü. Taze yumurta alıp dertleştiğim kapıcı Yaşar Bey öldü. Hiç biri  var olmadı...

Kafamı geriye çevirdim; binalar yıkılıyor, binalar paramparça, sokaklar yıkıntılarla dolu, hiç insan yok. Hiç koku ve hiç ses.. Koskoca bir dünya silindi; şiir, edebiyat ve müzikle bezediğim. Olric trenden indi.

Bu yol nereye çıkar Olric?

Hiçbir yere efendimiz!

Hiçbir yer neresidir Olric?

Doğru yerdir efendimiz.

Gidelim mi?

Vardık efendimiz..

Bende vardım.

Zihnimde tüm anılar ve katmanlar parçalandı.

Bu bir veda yazısı. Şehirler bitti. Hikayeler silindi. 

Dubai zalim değil artık ve Ankara mahsun, İzmir heyecanlı, Antalya evcimen ve sadık, çocukluğumun güzel kokulu Almanya'sı kayıp, İstanbul sahiplenme kokmuyor ve Prag aşk...

Araf bitti artık, soru yok cevap yok, beklemek yok, karşılaştırmak ve kaybolmak.. Tren'den indim, vardım.

Başlangıç'tayım.  


Dünya Döndükçe

Comments powered by CComment

Image

Sitemizde yer alan fotoğraflar yazarların kişisel albümlerinden, Unsplash | Pxhere ve internet ortamından dan alınmıştır. Kullanım ve telif hakları fotoğraf sahiplerine aittir.

 

Publish modules to the "offcanvas" position.

X

oooopps

No right click