İLKBAHARDA AÇAN SEVGİLER

İLKBAHARDA AÇAN SEVGİLER
(Okuma Süresi: 3 - 5 dakika)

 

İlkbahar, her yerde çiçeklerle, bir yılın en süslü olduğu mevsim. Ben ilkbaharı çok severim, içim kıpır kıpır olur. “Tüm yeşillerin rengarenk çiçeğe, dönüştüğü mevsimdir” derler. İlkbahar, bana annemin ve babamın vermediği hisleri veriyor. Onlar bu zamana kadar bana hiç ilgili davranmadı.

Sadece yedirir ve ihtiyaçlarımı karşılarlardı. Onlara göre, annelik ve babalık kavramı bu. Küçükken bu durum yüzünden odama kapanıp, ağlardım çünkü en yakınımdaki insanlar, bana sevgi kavramını aktarmamıştı. Sevgi, sevmek fiili ile ilk tanıştığımda, anaokulu başlarıydı. Öğretmenim bana sevgiyi öğretmişti. Bu günlerde artık ilgisizliğe alışkınım, çünkü annem ve babam benimle bu zamana kadar hiç ilgilenmediler ve daha önce hiç hissetmediğiniz bir şeyin eksikliğine çok üzülmezsiniz. Başta da anlattığım gibi mevsimlerden ilkbaharı çok severim.

Balkona çıktım ve tabureye oturdum. Bir koku vardı, tüm çiçek kokularından farklı bir koku. Ne kadar ilginçtir ki ilkbaharın tüm kokularından güzel hissettiriyordu. Saatlerce o koku için, balkonda oturdum. Biraz sonra annem odama geldi. Yemeğimi getirdi ve gitti. Balkonun kapısını kapatıp yemeğimi yemeye koyuldum. Yemek faslı bittikten sonra, ilkbaharın bahçemize getirdiği hediyelere yani, çiçeklerin yanına gittim. Hırkamı çıkarıp yere serdim. Çiçeklerin yanına uzandım, çünkü size verilen en güzel hediyeyi incitmemelisiniz. Havada hala balkonda aldığım koku vardı. Gözüm çiçeklere dalmışken içimden bir ses, kokuyu bulmam gerektiğini söyledi. Tüm çiçekleri teker teker kokladım. Burnumun direği sızladıktan sonra vazgeçtim. Her insanın kusursuz olmadığı gibi, pek güzel kokmayan çiçekler de vardı. Hava kararmıştı, umutsuz bir şekilde eve girdim, yatağıma uzandım ve düşündüm. Bu kokunun bir çiçeğe ait olduğundan emin değildim. Parfüm olsa şimdiye kadar uçup giderdi. Üst komşumuzun yeni yıkadığı çamaşırlar hiç olamazdı, çünkü son iki gündür kızında kalıyordu. Neydi bu koku? Düşünürken uyuya kalmıştım. Sabah kalktım masama konulan bayatlamış poğaçayı yedim. Bir ümitle en sevdiğim sırt çantama, su ve hırkamı koyduktan sonra, dışarı çıktım. Bir ileri, iki geri derken kokunun geldiği yönü buldum. Daha önce çok kullanmadığımız, ıssız bir yoldan geliyordu. Korka korka yola girdim. Bir müddet yürüdükten sonra, çiçekler ve sarmaşıklarla kaplı bir ev gördüm. Kokunun o evden geldiğini anladım. Çekinerek evin kapısını vurdum. Uzun süren adım atma seslerinden sonra, kapıyı yaşlı bir teyze açtı. Yaşlı olmasına rağmen çok güzeldi ve çok güzel kokuyordu. Beni görünce tatlı bir tebessüm etti;

-Ee şey merhaba
-Merhaba güzel kızım, geçsene bahçeye, dedi

Ürkek ürkek sandalyeye oturdum. Korktuğumu anladı.

-Su içmek ister misin? dedi.

Bahçedeki masanın üzerindeki sürahiden bardağa su doldurup bana uzattı. Suyumu içtikten sonra teşekkür ettim. Önce tanıştık ve sohbet ettik sonra;

-Ee peki neden geldin buraya güzel kızım?
- Daha önce ilkbaharı sevdiğimden bahsetmiştim. Aynı zamanda ilgisiz büyüdüğümden de fakat bana ilaç gibi gelen bir koku vardı. Takip ettim ve beni buralara getirdi.
-Karagül,dedi, gülümsedi.
-Efendim, dedim anlamamış bir ses tonuyla.
-Seni buralara getiren, Karagüldür.
-O nedir acaba, dediğimde

Ayağa kalktı, kendini takip etmemi isteyen bir işaret yaptı. Beni evin diğer tarafına götürdü. Kapıyı açınca koku iyice yoğunlaştı. O an gördüm, adı üstünde karagüller vardı karşımda. Yanına yaklaştım, kokusunu iyice içime çektim. Teyze;

-İnsanoğlu güzel olan her şey kendisinin olsun ister. Yerinde başka bir çocuk olsa çiçeği şimdiye kadar koparırdı. Fakat sen farklısın. Güzel olan şeyin güzel kalması için onu koparmaman gerektiğini biliyorsun.
-Ben böyle bir çiçeği ne gördüm ne de ismini duydum. Dedim.
-En nadir bulunan çiçeklerdendir çünkü her toprakta yetişmez.

Bir an, karanlık gibi görünen şeylerinde içinde çok güzel şeylerin olabileceğini veya çok gösterişli olan şeylerin içinin de karanlık olabileceğini düşündüm. Bu arada teyzeyi o kadar çok sevmiştim ki eve bile gitmek istemiyordum. Hava da biraz kararmıştı ben istemesem de teyze bastonunu alarak beni eve bıraktı. Gece uyurken içim kıpır kıpırdı. Hayatım boyunca almadığım ilgiydi bu, bu önemseme duygusuydu. Sol tarafımın bir kısmı hep boştu bu güne kadar anne baba sevgisi nedir bilmiyordum, aslında bu zamandan sonra benim için pek önemli değildi. Bildiğim bir şey varsa, o da teyzeye karşı duygularımın sevginin bir çeşidi olduğuydu. Kuvvetli ve paha biçilmez bir şekli.

O günden sonra neredeyse her gün Yasemin Teyzemin yanına gittim. Birbirmizi çok seviyorduk. İkimiz de neredeyse kimsesizdik. Birbirimizi tamamlıyorduk. Meğer, ilkbahara sevgim karşılıksız değilmiş. İlkbahar da beni mutluluğa ulaştırdı. Sevgi bu değil midir? Sevdiğin için her şeyi yapmaktır sevgi. Önemsemek, ilgi göstermek ve en önemlisi de boşluğu doldurmak.


Diyar Mutlu

Comments powered by CComment

Image

Sitemizde yer alan fotoğraflar yazarların kişisel albümlerinden, Unsplash | Pxhere ve internet ortamından dan alınmıştır. Kullanım ve telif hakları fotoğraf sahiplerine aittir.

 

Publish modules to the "offcanvas" position.

X

oooopps

No right click