Yüreğinin Sana söyleyecekleri var!

Yüreğinin Sana söyleyecekleri var!
(Okuma Süresi: 3 - 6 dakika)

 

Dünyada her şey iki adettir. Düşüncelerimiz ikiye ayrılır: İyi ve kötü. İki gözümüzle iki türlü şey görürüz: Güzel ve çirkin şeyler. İki elimiz vardır: Sağ el vurur ve kötü işler yapar; sol el kalbe yakın olduğundan iyilik doludur. İki ayağımız vardır: biri bizi yanlış yola götürür, diğeri doğru yola yöneltir. Evet, her şey ikidir…
Letakots Lesa, Pawnee Kabilesi

Kendini bilmediğin ama anlamaya çalıştığın bir yoldasın belki.
Sonucunu bilmediğin, belki bilmek istediğin, belki de bilmekten korktuğun bir yolculuk bu.
Netice mi sefer mi önemli sana göre, bilmiyorum.
Neticeyi görenler memnun mu bilmiyorum.
Tek bildiğim bu seferden kendimizin sorumlu olduğu, sadece kendimizin.
Her an’ın birbirinden kıymetli olduğu bir oyun bu.
Her an’ında bir daha o an’ı yaşayamamanın kıymetini biliyor olsaydık, yine de yapar mıydık aynı yaşanmışlıkları?
Bir sabah uyandığımızda bir gece önce yanımızda olan birini bir daha göremeyeceğimizin idrakiyle yaşasak mesela?
Sınırlı algımızla, her an’ımızın her daim devam edeceğinin bilinciyle geldiğimiz bugünümüz, aynı yarınlara gebe olmak zorunda mı?
Cenin şekliyle geldiğimiz bu beden dünyasında, aynı ihtiyaçla muhtaç olduğumuz duyguların kölesi gibiyiz aslında.
Sevilme ihtiyacının, ilgi görme, beğenilme duygularının…
Korkular, ihtiyaçlar ve beklentiler üçgeninde ne yaşarsak karımız belki de.
Bu üçgende kaybolmadan ya da belki de kaybolduktan sonra bir ışık görebilirsek, ne mutlu bize. Bu ışık bir acı gerçek de olabilir, tatlı bir anı da.
Her duygunun bir bir içinden geçerek, içimiz acıya acıya kendimizden özgürleşerek teslim edeceğiz emanetimizi…
Çok yakında…
O kadar yakında ki tüm hayatımız toplamda sadece birkaç saniyeden ibaret…
O saniyelerin değerini bilmek için çok az zamanımız kaldı.
Yüreklerimizde taşıdığımız değerlerimizi zihinlerimizden özgürleştirdiğimizde varacağımız sonsuz huzur hali ihtiyacımız…
O kadar konuşan zihnimizi susturup belki de yüreğimizin sesini dinleme vakti gelmiştir.


Belki de yüreğimiz; “Kendine gel! Kendine gel ki sana ulaşabileyim, sana seslenebileyim. Korkma! Ben senin hep yanındayım. Sana ihtiyacın olan gücü her daim vermeye hazırım. Sen yeter ki beni susturma. Sen yeter ki bana güven. Benden gelecek işaretlere güven. Seni huzursuz ettiğimde, sana zarar verecekleri sana hissettirdiğimde bu hissin peşinden git. Işığına güven. Kendine güven. Beden makinene güven. Yaşadıklarına ve yaşayacaklarına güven. Senin hayrına olmayan hiçbir şey yaşamadın, bundan sonra da yaşamayacaksın. Yaşadıkların, sadece yaşaman gerekenlerdi. Ötesi yoktu. Olmayacak da. Tüm dünyanı, tüm dünyayı benimle taşıyorsun. Dışarıda gördüğün her şey sensin aslında. Sana yansıtılan aynaların, kendi iç dünyan, kendi karanlığın, kendi aydınlığın. Anladığın sınavlarına rastlamayacağına güven ve anlamaya çalış. Anlamlandırmaya çalış. Yaşayacağın, yaşayabileceğin her şeye hazır olarak yaratıldın. Tüm bunları sen seçtin, seçerek geldin. Ruhun istedi bunları deneyimlemeyi. Bedenini de sana hizmet etmek için görevli kıldı. Hayata, evrene, tüm varoluşa hizmettesin, her hareketinle, her düşüncenle. Çok değerlisin. Biriciksin. İçinde taşıdığın nefesin, ilahi parçandır. Boşa harcama, buna hakkın yok. Hakkın çok değerli. O kadar değerli ki, sen korumadıkça değerini yitirip sana gelmemeye de alışıyor bir süre sonra. Adına da adalet diyorsun belki, ya da adalet yok diyorsun. Hak yeme ve hakkını yedirme. Deneyimlerine güven. Her deneyimi yaşayamasan da bazen hayatın seni şahit kılarak da deneyime ulaştırabileceğini bil ve şahit olmayı deneyimle. Duyduklarını da kulak ardı etme. Onlar da senin için. Onların senin şahitliğine ihtiyacı var. Dünyanın sana ihtiyacı var. Işık ol başka hayatlara, kendi ışığını kendinden de esirgeme. Kendinden hiçbir şeyi esirgeme. Hakkını ver yaşamanın, hakkını ver yaşamın. Yaşadıkların, yaşayacakların olmak zorunda değil. Dersini almanın da hakkını ver. Ver ki yaşam da amacına ulaşabilsin. Geçmiş, gelecek dediğin de sadece bir an, sadece bir deneyim ya da deneyimler zinciri. Hepsi de senin için. Seni sana getirmek için. Senden götürmek için değil. Sen için. Bu hayata, bu hayatı deneyimlemek için geldin. Her nefesinin farkındalığında, nefesinin doyumsuzluğunda yaşamak için geldin. Her farkındalığında, her an’ında yaşadığın sensin. Ailen de sensin, arkadaşların da, eşin de evladın da. Her biriyle bağlı, her birinden bağımsız ve özgürsün. Bir kelebeğin bile tüm yaratımda en az senin kadar etkili olduğunu bil. Varlığı da etkili, yokluğu da. Varlığın da etkili, yokluğun da. Hayatından çıkanların, başka boyuta gitmek için çıkanların yokluklarının anlattıkları da yokluğun da ne denli değerli olduğunu anlatmadı mı sana? Her yoklukta acıdın, acıdıkça da derinleştin. Artık gözlerin, sadece bakmadı, anladı, hissetti, derinleşti… Artık her acıdığında daha da köklendin. Filizlenmen için daha da derine inmen gerekti. Belki indin, belki inmek üzeresin. Gidebildiğin kadar derine git. Korkma. Ben hep yanındayım. Sadece bana güven. Zira elinde olan sadece benim. Benim gücümle yaşadın ve yaşayacaksın. Zihninle bulanıklaştırma beni. Güven. Yaradılışa, sevgiye, yüreğine güven…” demek için seslenmektedir bize, kim bilir?


Onunla konuşmayalı aslında ne kadar zaman oldu. Susturmaktan yorulmadın mı? Ben yoruldum. Onu susturmaktan yoruldum. Her ona sus dediğimde, kendime zincir vurmaktan yoruldum. Her canım acıdığında daha da derinlerde bir korkumla yüzleşmekten de yoruldum. Tamamen söküp atmadan, hayatın benden vazgeçmeyeceğini bilmek huzur verici. Sadece o huzur halinin değişkenliği ve bilinmemezliği belki de tedirgin eden. Olacak her ne varsa benim ve bütünün hayrına olacağına sonsuz güvendeyim. Her şey olması gerektiği gibi…


Av. Gamze Kurban

Comments powered by CComment

Image

Sitemizde yer alan fotoğraflar yazarların kişisel albümlerinden, Unsplash | Pxhere ve internet ortamından dan alınmıştır. Kullanım ve telif hakları fotoğraf sahiplerine aittir.

 

Publish modules to the "offcanvas" position.

X

oooopps

No right click