Sessizliğin Dili

Sessizliğin Dili
(Okuma Süresi: 4 - 7 dakika)

 

Kader, yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergah bellidir. Ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatın hakimisin ne de hayat karşısında çaresiz…
Şems-i Tebrizi

Varoluşun sesini duymak gibiydi müzik dinlemek. Her nota ayrı bir huzurdu. Bedenlenmiş ruhun, bedenden ayrılması gibi. Sanki astral bir seyahate gitmesi gibi. Ses ve titreşimlerden oluşan evrende, o sesi duyduğunda yeryüzünden ayrılırdı insan. Bambaşka bir evrene giderdi. Sese duyarlı yaratılmış ruhların, sesten mahrum kalması, kendini o sesten mahrum kılması ne büyük yalnızlıktı. Ruhu besleyen en önemli gıdaydı müzik. Hangi gıdanın zehirli olduğunu, hangisinin faydalı olduğunu anlamak için deneyim gerekti. Her sesten deneyim. Gerisi iç huzurdu. Seslerin, müziğin bu dünyadan ırak olduğu, başka bir kainata dair olduğunu hissederdi ruh. Elbette bu varoluşun gizemleri de vardı içinde. Zehirleri vardı. Her ses, her söz, her nota birleşimi huzur veremezdi. Kimisi de zehirdi, ruhunu zehirleyendi. Müzik dinlemeden varoluşu anlayabilir misin? Hiç var olmadığın bir yerde bulunmak gibi… Ruhunun gitmesini engelleyebilir misin? Suyun sesini, yağmurun sesini duyup da yağmuru, denizi hayal etmeyebilir misin?

Dünyanın seslerden ibaret olduğu, titreşimlerle var olduğu ispat edilmişken ne kadar inkar edebilirsin? Her konuşmanın, her sesinin evrende bir yerlerde kayıtlı kaldığını bilsen hala aynı zehirleri söyleyebilir miydin? Dilediğin şarkıların sözlerini her tekrar ettiğinde, ona dönüştüğünü hisset. Sözlerin sihirli gücünü bil ki onunla yeniden dönüşebilesin. Müzikle birleştiğin ruhunu zehirleme. İçinde sevgiyi barındırmayan nefreti, isyanı aşılayan tüm dinlediklerini çıkart at kulağından, hayatından. Bedenine aldığın her hayvansal gıdayla ondaki bir özelliği de bedenine aldığını unutma. Beden senin mabedin, bu dünya hayatını geçireceğin asıl evin. Ona aldığın her besinden, ona verdiğin her zarardan sorumlusun. Ona dinlettiklerinden, ona söylettiklerinden de.

Her sözünün bir yerlerde hala titreşimlerinin devam ettiğinin farkında ol. Her konuştuğunun aslında niyetlerinin olduğunu bilmesen de duaya dönüştüğünü ve bir gün mutlaka sana döneceğini bil. Bil ki dışarıyı suçlama. Tüm bunları sen istedin. Farkında olmaman, bu sonuçları bilmiyor olman, yaşamayacağın anlamına gelmez. Sen anla diye yaşarsın zaten.

Doğanın seninle konuşmasıdır sesler. Tüm bunları bastırmak, baskılamak için icat ettiğimiz her ne varsa, doğadan daha üstün olmayacak. Hiçbir zaman.

Varoluşun sesidir müzik. Ruhunun gıdasıdır müzik. Bazen birini daha çok sevdirir sana. Bazen cinselliği daha yoğun yaşatır, bazen daha çok ağlatır, daha çok hüzünlendirir, daha çok huzur verir. Sevişmek gibidir müzik dinlemek. Üstün körü dinlersen, onunla bir olamazsın, bütünleşemezsin. O zaman duyamazsın varoluşu. Oysaki her notayı ayırt etmeye çalıştığında, her aletin sesinin farkına vardığında, her sözüne dikkat ettiğinde yaşarsın onu. Tüm ruhunda. Onunla resim yaparsın, onunla hayal edersin, onunla bütünleşirsin ve birlik duygusunu yaşarsın.

Ruhunun müziğini bul. Bir yerlerde senin için keşfedilmeyi bekliyor. Dinlediklerine, sözlerine dikkat et. Dikkatini değiştirdiğinde, yaşadıklarının da değişeceğini bil. Denemekten ne çıkar? Hiçbir şey sana ait değilken kaybedecek neyin var? Vakti geldiğinde tutunduğun ne varsa hepsi gidecek. Yerine yenileri gelecek. Her nefes, uyandığın her gün yaşaman gerekenlerle dolu bir hazine. Bastırdığın doğanın sonuçlarını yaşıyorsun. Bastırdığın enerjinin, cinselliğinin, hatta cinsel kimliğinin, arzularının, hayallerinin… Bunları yaşamak için ne kadar zamanın var zannediyorsun? Hayat, hangimize kalan zamanımızı söyledi? Geçip gidenin peşinden daha ne kadar gideceksin? Dünün için yarının için bugünden vazgeçmek, haksızlık değil mi? Kendine haksızlık. Senin varoluşundan eksik kalan dünyaya haksızlık. Bu kadarı için gelmiş olamazsın buraya. Her birimizin yoksulluğunda, açlığında, sevincinde, hüznünde, hayal kırıklıklarında hepimizin payı var. Sadece kendin için uğraştığın, paylaşmadığın, esirgediğin bu hayatın asıl senden esirgediğini anlamıyorsun. Kazandıklarını sadece kendin için kazandığın zannıyla bugünün mirasını geleceğe bırakıyorsun. Çocuklarına vereceğin miras, sadece ev ve arabalarından mı ibaret olmalı? Ona bırakacağın anne ve babasıyla yaşayacağı anılar nerede? Onunla geçirdiğin/geçireceğin zamanı, hangi ev ve arabayla satın alabilirsin? Çocuğunla oynadığın her oyun, ona aldığın oyuncaktan her zaman daha değerli olmuştur. Zira oyuncakta yetmez ona. Sen kendini değil de oyuncağını verdikçe daha fazlasını ister senden ruhunun açlığını doyurmak için. Tıpkı senin gibi. Hep daha fazlası…

Doğumla ölüm arasındaki geçen sürede bize bahşedilenler, farklı olabilir. Hepimiz ayrı yollarda ayrı varoluşlarda deneyimlerdeyiz. Bütüne hizmet etmek için geldik, bütünle bir olmak için. Bir orkestra gibi. Bütünün bire hizmet etmesi… Her verdiğinin katlanarak geldiği, her sadakanın aslında kendine bir ödül olduğu yaradılış hiç sekmedi, hiç şaşırmadı. Niyetinle şekillendirdiğin evren, yine aynı kötü niyetlerinin de karşılığını verecektir. Her zamanki gibi…

Kendini bazen tüm evrenin sahibiymişsin gibi gördün. Aslında bir nebze de doğru. Tüm evrenin sırlarını içinde taşıyarak geldin. Kısıtlı bakış açınla şekillenen hayatın, bu sırları sana ancak niyetin ve gayretinle verecektir. Kolay elde ettiğin, bedelini ödemediğin hiçbir eşyanın değeri ödediklerinden daha değerli olmamıştır. Bu, bilgi için de geçerlidir. O bilgiyi bulabilmek için bir yolculuk yapmak gerekiyor. Kendine yolculuk. Sonuç değil sorumluluğun, bizzat yol.

Her nefsin, her nefesin sana hizmet için yaratıldı. Senin onlara hizmetin için değil. Nefsinin isteklerinin peşini bırak. Sen yoluna bak, merak etme yol dikenli de olsa ödüllerini sana sunacaktır. Bildiğin her şeyin, her ilminin sadakasından da sorumlu olduğunu unutma. Vakti geldiğinde paylaşmadığın her bilgi, her deneyim için senden de esirgeneceğini bil, ona göre yola devam et. Hazır olduğunda öğretmen bulacağın gibi, hazır olunduğunda öğretmen de olacaksın. Artık vaktidir. Dünyanın getirdiği bu günler, bundan sonra yaşanacak olanlar olmamalıdır belki de. Yaradılışın seninle mutlaka konuşur. Özünün istediğini ve ihtiyaçlarını sana bir şekilde hissettirir, bazen bir kul vasıtasıyla. Elbette seçim senin. Bir operada müzisyenlerden biri de olabilirsin, şef de olabilirsin, seyirci de…


Av. Gamze Kurban

Comments powered by CComment

Image

Sitemizde yer alan fotoğraflar yazarların kişisel albümlerinden, Unsplash | Pxhere ve internet ortamından dan alınmıştır. Kullanım ve telif hakları fotoğraf sahiplerine aittir.

 

Publish modules to the "offcanvas" position.

X

oooopps

No right click