İNCELİKLER

İNCELİKLER
(Okuma Süresi: 3 - 6 dakika)

 

Ara sıra yakalarım kendimi aynı şarkıyı mırıldanırken...

Tüm dünyanın bildiği klasikler gibi, kendi klasiklerimiz, değişmez şarkılarımız var... 

Huzur bulduğumuz, kendimizi bulduğumuz, halimizi anlatan, o an gönlümüzü okşayan, kafa dağıttığımız yada topladığımız, aşkı anlatan, terkedilişe, terkedişe, kavuşmaya, soframıza anlam katan şarkılar, özlediğimiz zaman söylediğimiz, yolumuza eşlik edenler ve daha niceleri...

Bugün yine kendimi yakaladım aynı şarkıyı sessizce ama içimden yüksek sesle söylerken...

Konu müzik değil, onu söyleyen güçlü, içe işleyen ses de değil.

Konu... hissettirdikleri yada farklı konularda yaşanılanlarla tekrar, tekrar akla gelişi...

“Ben bu yüzden...

İncelikler yüzünden...” 

Konu: İncelikler...

Şu hızla akan dünyayı anlamlandıran incelikler...

Hiç beklemediğiniz yerden gelen incelikler.

Göremediğimiz incelikler,

Hiç yontulmamış, ince fikrin yanından geçmemişler...

Sadece kendine incelik bekleyip, hakettiğini düşünenler, incelik sırası kendine gelince kalp cebinden akrep çıkanlar, 

Zorla ince olmaya çalışanlar... ki bu bile bir çaba

İnceliğin kitabını yazmış edalarda dolaşıp, yolunda dozer gibi kırıp yıkıp gidenler.

Ve bir de....Ruhuna, hamuruna sanki doğuştan incelik, zerafet işlemişler....

İnsan insana çok acımasız...

Çocuğun çocuğa, kadının kadına acımasızlığı hep korkutmuştur beni. Çocuk... büyür gelişir, öğrenir, değişir de... Diğerlerini anlamam... Anlayamam...

Saygı duyarsın, değer verirsin, el üstünde tutarsın...

Sonra...

Sonrası hayal kırıklığı...

Bir bakarsın umarsızca acıtmaya çalışır seni. Egodan mı? İçinde “ol” mayan “olamayanlardan” mı bilemem. Kötülüğünden demek istemem. O'dur önemli, laf nereye gider bir dakika fazladan düşünmeye gerek duymaz, kimi/kimleri incitebileceğine aldırmaz... Dümdüz gidebilir, özgürdür o, söyleyebilir. O gün içinden öyle gelmiştir. Kazara söylersen üzüldüğünü, kabahatli sen olursun ve bir de artık nereden kıracağını bilir. Sonra döner dolaşır, nasıl olduğunu anlamadan bakmışsın bir de kendine kızarsın, kendini suçlu çıkarırsın.

“İncindim, incitildim derinden
Terkettim kendimi
Tesadüfen, karşılaştım içimde
Kendimle yeniden

Bir minicik kız çocuğu bak duruyor orada hala
Anlatamam gördüklerimi o neşeli çocuğa”

Öğrenirsin yada öğrenmişsindir çoktan başetmeyi, umursamamayı yada... Aynı dilden konuşmaktan kaçınırsın. Neşeni, keyfini, zamanını teslim etmemenin yolunu buldurur hayat sana.

Artık beni asla yaralayamaz

Hayat eğer istemezsem

Yıllar beni kolay yakalayamaz

Ben durup beklemezsem

İncelikler...

Ayrıntıda, detaylarda, düşüncede, çabada ve inceliklerdedir hayatın tadı.

Gözünde görürsün kiminin,

Özünde...

Sözünden anlarsın...

Bir gece aniden sadece içinden geldiği...yüzünü güldüreceğini tahmin ederek, sana, senin için yazdıklarında, söylediklerinde bulursun o ince dokunuşu...

Dinleyişde, anlamaya çalışmadadır incelik...

Bir güzel anı uzaktan seninle de paylaşışında...

İnceden ve tatlı ruhunu okşamasında...

"Bilirim hoşlanmazsın bundan" diyerek canını sıkmaktan kaçınışında,

Gözüyle müdahale etmeden takip edişinde bir babanın...

Cesaret verişinde kiminin...

Bir evladın, seni düşündüğünü hissettirdiği çabada bulursun inceliği, bir bardak su getirişinde, canın çekti diye kendiliğinden bir kek yapıverişinde...

Arkadaşının hatır bilişinde, dostunun sonunda incinme diye hissettirmeden yol gösterişinde...

Ve hatta sabah bir "günaydın"da, verilen selamı almakta.... (ah buna da çok takılıyorum galiba)

Özür dilemeyi bilmekte, gurur meselesi yapmamakta...

Teşekkür edebilmekte hatta...

Haddini bilmekte, izin almakta...

Çuvaldızı kendin için çantanda her an hazırda bulundurmakta...

Üzüldüğünde... herkes yanında olabilir, sevincinde yanında olmaktır incelik...

Bir yerde bırakıldıysa incelik, unutulduysa, emin olun orada menfaat, bencillik ön planda. Ancak unutulan şu ki, incelik de aslında senin ve herkesin yararına.

Dalai Lama'ya göre bu dünyaya gelişimizin asıl amacı dünyayı iyileştirmek. Bunu başaramayacağınızı mı düşünüyoruz? O zaman dünyayı ve dünya üzerindeki varlıkları incitmeme ve onlara zarar vermeme konusunda uyarır bizi, en azından bunu yapın der, bunun tek yolunun incelikten, nezaketten geçtiğini anlatır. Ve bu mutluluk kaynağıdır onun felsefesinde.

Eskilere bakmalı biraz, görmeli örnek almalı.  Nerede bıraktık o zarif insanları, neden ezip geçip, arkaya bakmamak, düşüncesizlik, kabalık marifet oldu. Akıp giden zaman gelişmemizi, şekillenmemizi, daha düzgün daha yüksek değerlere sahip olmamızı gerektirmiyor muydu, daha medeni olmamızı?

Peki ne zaman azınlık oldu, karanlıkta göz kırpan minicik bir ışık gibi kaldı o zarif, ince insanlar.

Kaba saba, saygısız, kırıcı yok edici, aldırmaz olmak ne zaman nitelik oldu?

Tehlikeli noktalardayız tehlikeli... 

Özgür konuşmak, yazmak, davranmakla, düşüncesizlik, kabalık, aldırmazlık ne zaman arkadaş oldu yada bir tutuldu?

İçimizdeki çocuğa ve çocuklarımıza nasıl anlatacağız bunları?

Şarkı bir daha tekrarlıyor içimde,

“Bir minicik kız çocuğu bak duruyor orada hala
Anlatamam gördüklerimi o neşeli çocuğa”

Bu bir zihniyet meselesi...

Hayatı algılayış şekli.

Diyeceğim o ki... Hayata güzellik katar incelik.

İyilik içinde incelik barındırır..

Keza sevgi de...

Dünyayı iyilik ve sevgi değiştirecek madem...

O zaman işte.... İçimde şarkının en sakin kısmı... dokunuyor kalbime kuvvetlice,

“Siz yine de, incelikli davranın”

Ne kadar çok "incelik" yazdım. Yanlışlıkla değil, kasıtla ve özellikle...

Sadece kötülük, mikrop, hastalık değildir bulaşıcı olan, yayılan...

Güzellikler de bulaşır..

Unutmamalı incelikler de gönülden gönüle, insandan insana yayılır.


 Simlâ Tezcan

Comments powered by CComment

Image

Sitemizde yer alan fotoğraflar yazarların kişisel albümlerinden, Unsplash | Pxhere ve internet ortamından dan alınmıştır. Kullanım ve telif hakları fotoğraf sahiplerine aittir.

 

Publish modules to the "offcanvas" position.

X

oooopps

No right click