GARİP 1 NESİL

GARİP 1 NESİL
(Okuma Süresi: 3 - 5 dakika)

 

“EVDE KALIN” diye durmadan seslendiğimiz, uzaktan, yakından, televizyondan, gazeteden radyodan, evde tutmaya çalıştığımız, süre uzayınca da artık biraz çıksa mı diye kendi aramızda tartıştığımız, verilecek kararları bekleyen, takip eden bu 60 yaş üstü grup...

Corona Virüsü'nün ilk haftalarında hatırlanan, neler yaşamış, neler geçirmiş, ne tehlikeler, ne badireler atlatmış olan, şimdi de "en çok onlar tehlikede" diye konuştuğumuz bu insanlar kim?

En küçüğü 60, daha da genci 80 yaşını geçen,1940-1960 yılları arasında bu dünyaya gelmiş, çoğu hala gençliklerindeki ideallaerini koruyan o muhteşem, garip nesil.

Elinde, şanslıysa anacığının salça sürüp tutuşturduğu bir parça somunla sokağa gönderdiği, el yapımı kazak, çorap, çamaşırla büyümüş, okulda ABD tarafından gönderilen süt tozunu, süt niyetine içirilerek beslenmiş, bir çoğu doğum gününü bilmeyen, karlı bir kara kışta, karpuzların hasatında, bayramdan bir gün önce, ya da kirazlar çiçek açtığında doğan, çocukluğuna ait bir fotoğrafı varsa, kendini şanslı sayan ve en büyük hazinesi olarak saklayan, telefonunun içi fotoğraflarla dolu çocuğuna, torununa bu fotoğrafı sandıklardan, çıkararak, albümlerin ilk yapraklarını özenle açarak gösteren, anaokulu, kreş bilmeyen, özel okul nedir duymayan, içinde okumak isteği olsa da, okulu bulamayan, küçük yaşta işe gönderilen, ekmek parası kazanmayı öğrenen, tamiratını kendi yapan, eksiğini sorun etmeyen, yemeğini, temizliğini, turşusunu, salçasını, baklavasını, tarhanasını kendi yapan, yediren, doyuran, dağıtan...

İnanılmaz bilgi birikimi olan, bizim “dur googledan bakayım” dediğimiz sürede, bizlere kendi zaman bilgilerinin dökümünü, dağarcığından çıkaran, başucumuzdaki ansiklopediler onlar. Eski Türkçe, yeni Türkçe hangi kelimenin anlamını sorsanız bilen ve hala yorulmadan, durmadan, bıkmadan öğrenen, merak eden. Bu gün iletişim kurmak için akıllı telefonları öğretmeye çalıştığımız ama iletişimin, komşuluğun, dostluğun, paylaşmanın hasını bilen. Harp, darp, baskı, çatışma, anlaşma görmüş, ihtilaller, muhtıralar, ayaklanmalar, terör, patlamalar, suikastler, sayısız ekonomik krizler, neler neler geçirmiş, bunlardan ve etkilerinden nasibini almış, sağ salim çıkmış... 

En büyük sınavlarını yoklukla, kuyruklarla vermiş, vurmuş, vurulmuş, dövmüş, dövülmüş, dövüşmüş, kardeşlik duygusu sınırsız, her biri karşılıksız, hesapsız vatanını sevmiş...

Corona virüs diyoruz ya...Onlar ne virüsler, ne hastalıklar, salgınlar görmüş, o günlerde veremle, tüberkülozla, kızamık ve daha niceleriyle mücaadele etmiş, tesadüfen hayatta kalmış... 

Hayatı internetten değil, yaşayarak öğrenmiş, hayat üniversitesini bir kişilik hayatında bir kaç defa bitirmiş, iyi gününde, kötü gününde sevdiğini bırakmamış, aşklarını daha içinde, usturuplu, saygılı yaşamış, çoğu yerde uçan gazete parçasını ble havada kapmış okumuş, okumaya, okutmaya çalışmış, bulduğu kitapları hatmetmiş, kimseye özellikle de devletine yük olmamış, aç yatmış ağlamamış, tok olmuş paylaşmış, ezilmiş ama eğilmemiş, hemen ayağa kalkmış, yalnız kalmış ama yalnız bırakmamış, menfaatini önde tutmamış, “psikolojim bozuldu” lafını akıllarına sığdıramayan güçlü hanımefendiler, beyefendiler onlar...

Görev ve sorumluluk diyince deveye hendek atlatmış, yine de gerekeni yapmış,olmaz denileni yapmış, biraz öfkeli, biraz savaşçı, biraz inatçı, hırçın tuhaf bir nesil.

Hayat bu nesli çok denedi, sınavlardan geçirdi, acımadan çiğnedi, üzerinden defalarca geçti ama tüketemedi. Bizler şükretmeyi, bu da geçer demeyi, sabrı, yaşamayı, azmi, dürüst olmayı, vazgeçmemeyi, sadakati, vefayı yaşarken nelerin önemli olduğunu, durmadan eleştirdiğimiz bu nesilden öğrendik. Bizim yapamadığımızı yaptı onlar, bize de öğretti... Onlar gibi olamadık ayrı... Biz çocuklarımıza verebildik mi aynı şeyleri... O çok daha ayrı...

Sert buluruz onları, aksidir çoğu, katıdır, dümdüz ve bir o kadar da hoşgörülü, kalbi yumuşacık, verici, merhametlidir. Onlar bizim kaynağımız, hazinemiz, yakın tarih kitabımız, bilgi ve tecrübeleri hepimiz için korunmaya alınması gereken muhteşem değerlerimiz...

Kim onlar?

Anamız, babamız, akrabamız, komşu amcamız, pamuk teyzemiz... Çocuklarımızın dedeleri, nineleri... Bizleri doğuran, yetiştiren, büyüten 1940-1960 model büyüklerimiz... Ne yazık ki yavaş yavaş bizi terkeden, gitmesinler diye gözlerinin içine bakmamız, korumaya almamız gereken, onlardan bir daha gelmeyen, benzeri çıkmayan, güzel bir nesil...

Yaşamak konusunda örnek olan, yaşamayı ciddiye alan bir nesil onlar...Yaşamak ağır bastığından...

Daha fırsat varken dinlemeli, öğrenmeli, anlamalı, konuşmalı, baştacı etmeli bu tecrübe ve hayatta kalma harikası nesili...

Bir kısmımız yokluklarıyla sınanmaya başladık bile ne yazık ki...

Sonra arasak da bulamayacağız. El üstünde tutmak gerekli, varken kıymetini bilmeli...


 Simlâ Tezcan

 *Hasan Basri Beken'den esinlenerek ve alıntılarla...

Comments powered by CComment

Image

Sitemizde yer alan fotoğraflar yazarların kişisel albümlerinden, Unsplash | Pxhere ve internet ortamından dan alınmıştır. Kullanım ve telif hakları fotoğraf sahiplerine aittir.

 

Publish modules to the "offcanvas" position.

X

oooopps

No right click