Edebiyatın Ebedi Gıybetleri - Bölüm 4

Edebiyatın Ebedi Gıybetleri - Bölüm 4
(Okuma Süresi: 4 - 7 dakika)

 

MONA ROSA-SEZAİ KARAKOÇ

1933 yılında Ergani'de doğan Sezai Karakoç'un çocukluğı Ergani, Maden ve Piran'da geçti. Gaziantep Lisesi'nden mezun oldu. 1950 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni kazandı.

Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde okurken zarif ve çok hoş bir kıza gönlünü kaptırdı. Sonra arkadaş da oldular ancak ona bir türlü açılamadı. Tüm cesaretini toplayıp karşısına çıktığında da reddedildi ve inaılmaz derecede üzüldü.

Okulun yaz tatiline girmesiyle beraber Muazzez Hanım ailesinin yanına, Geyve'ye gitti. O bir muhacir kızıydı. Sezai Karakoç'da tam karşılarındaki evde bahçıvan olarak işe başladı. Red edilmişti ama onu yaz tatilinde de hergün görme şansına sahip oldu böylece.

Sezai Karakoç, Cemal Süreya ile aynı dönemde Mülkiye'de okuyordu. İkisinin de şiire ilgisi ve yeteneği çok fazlaydı. Tüm okul bir süre sonra onun çok iyi şiir yazdığını öğrendi. Bazen Muazzez Hanım sınıfa girmeden tahtaya yazıyor, bazen de onun paltosunun cebine gizliden koyuyordu şiirlerini. Okul yıllarında ping pong oynamayı çok severdi Muazzez Hanım, hatta okullar arası birinciliği de vardı. Bu müsabakalara, onu sadece biraz daha fazla görebilmek için görünmeden giderdi Sezai Karakoç da. Sonradan adı “Ping Pong Masası” olan şiirini yazdı.

Beyaz iplik sert iplik ve tak tak
Yuvarlak top küçük top ve tak tak
Ping-pong masası varla yok arası
Ben ellerim kesik varla yok arası
...... Öpüçüğüne eyvallah ve tak tak
Beraber sinemaya ... evet ... ve tak tak
Ping-pong masası varla yok arası

Öküzün gözü veya dananın kuyruğu
Kadifekale veya Sen nehri
Ha Sezai ha ping-pong masası
Ha ping-pong masası ha boş tüfek
Bir el işareti eyvallah ve tak tak
Gözlerin ne kadar güzel ne kadar iyi
Ne kadar güzel ne kadar sıcak
Tak tak tak tak tak tak tak"

Yıl sonu geldiğinde, mezuniyet törenini sunan yakın arkadaşının, onu bir şiirini okuması için sahneye davet etmesi üzerine “tek gül” anlamına gelen “MONA ROSA” şiirini sevdiği kıza bakarak okuma şansı oldu.

Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak.
Kanadı kırık kuş merhamet ister.
Ah senin yüzünden kana batacak.
Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.

Ulur aya karşı kirli çakallar,
Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa.
Mona Rosa bugün bende bir hal var.
Yağmur iri iri düşer toprağa,
Ulur aya karşı kirli çakallar.

Açma pencereni perdeleri çek,
Mona Rosa seni görmemeliyim.
Bir bakışın ölmem için yetecek.
Anla Mona Rosa ben bir deliyim.
Açma pencereni perdeleri çek.

Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi,
Bende çıkar güneş aydınlığına.
Bir nişan yüzüğü bir kapı sesi.
Seni hatırlatır her zaman bana.
Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi.

Zambaklar en ıssız yerlerde açar
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur.
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar,
Işıksız ruhumu sallar da durur.
Zambaklar en ıssız yerlerde açar.

Ellerin, ellerin ve parmakların
Bir nar çiçeğini eziyor gibi.
Ellerinden belli olur bir kadın,
Denizin dibinde geziyor gibi.
Ellerin, ellerin ve parmakların.

Zaman ne de çabuk geçiyor Mona.
Saat onikidir söndü lambalar
Uyu da turnalar girsin rüyana,
Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar.
Zaman ne de çabuk geçiyor Mona.

Akşamları gelir incir kuşları,
Konarlar bahçemin incirlerine.
Kiminin rengi ak kiminin sarı.
Ah beni vursalar bir kuş yerine.
Akşamları gelir incir kuşları.

Ki ben Mona Rosa bulurum seni
İncir kuşlarının bakışlarında.
Hayatla doldurur bu boş yelkeni.
O masum bakışların su kenarında.
Ki ben Mona Rosa bulurum seni.

Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa.
Henüz dinlemedin benden türküler.
Benim aşkım uymaz öyle her saza.
En güzel şarkıyı bir kurşun söyler.
Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa.

Artık inan bana muhacir kızı,
Dinle ve kabul et itirafımı.
Bir soğuk, bir mavi, bir garip sızı
Alev alev sardı her tarafımı.
Artık inan bana muhacir kızı.

Yağmurdan sonra büyürmüş başak,
Meyvalar sabırla olgunlaşırmış.
Bir gün gözlerimin ta içine bak
Anlarsın ölüler niçin yaşarmış.
Yağmurdan sonra büyürmüş başak.

Altın bilezikler o kokulu ten
Cevap versin bu kuş tüyüne.
Bir tüy ki can verir gülümsesen,
Bir tüy ki kapalı geceye güne.
Altın bilezikler o kokulu ten.

Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak.
Kanadı kırık kuş merhamet ister,
Ah senin yüzünden kana batacak.
Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.

Şiiri okuyup bitirdiğinde, bütün salon alkışla yıkıldı. Ve o gece istek üzerine ard arda üç kere okudu şiirini Sezai Karakoç. Şiirinin kimsenin bilmediği bir özelliği vardı. Her kıtasının başharfine bakıldığında “Muazzez Akkayam” ismi ortaya çıkıyordu. Şiirden sonra bir şey değişmedi aralarında. Muazzez Akkaya önce Geyve'ye döndü ve sonrasında da Orhan Giray'la evlendi. Sezai Karakoç ise hayatına yalnız devam etti. Hiçbir zaman evlenmedi.

Yıllarca Mona Rosa şiirinin hikayesi farklı versiyonlarda yazıldı. Ancak son nokta, Muazzez Hanım'ın bulunması ve onunla ropörtaj yapılmasıyla konuldu. İşte o ropörtajdan Sezai Karakoç ile ilgili kısım:

-Şimdi en kritik sorulara başlayacağız ancak sizi rahatsız etmeden soracağız. Şimdi sınıf arkadaşınız Sezai Bey'le (Karakoç) olan şiirle ilgili... Siz bu şiirin farkına ne zaman vardınız?
-Ben o şiiri... Yazılmış benim hiç haberim bile yoktu, hatta Altan Öymen'in eşi Aysel bir sınıf aşağıdaydı sanırım. O söyledi 'Sınıfınızda çok güzel şiirler yazan birisi var' diye. Ben de öyle şiirlerle falan aram yoktur, matematiğe daha ilgiliydim. Derken açığa çıktı. Çok fazla üzerime düştü bilmiyorum, biraz tutku halini aldığı, onunda bu şeye saplanmamasını arzu ederdim. Saplantı haline gelmemesini isterdim... Kendisi bir hayat kursaydı daha mutlu, huzurlu olurdum.

-Öğrencilik döneminde ilgisini size hissettirdi mi, yoksa siz bunu daha sonra mı öğrendiniz?
-Hissettirdi tabii... Çok şiirler verdi, ne bileyim yazılar verdi, kitaplar verdi, ama yakınlık duyamadım.

-Kısaca elektrik alamadınız..
-O'nu diyorsanız evet elektrik alamadım.

-Bir iddiada konferans salonunda size karşı şiir okuduğu, sizin ağlayarak salonu terk ettiğiniz söyleniyor...
-Şiir gününde çıktı okudu gerçekten...

-Bu şiiri mi okudu? Mona Roza'yı mı okudu?
-Vallahi şu an onu bile hatırlamıyorum, hangisini okuduğunu... Ben de okul gecesi olduğu için gitmiştim, ama ne kaçtım ne de bir şey yaptım, sakin sakin oturdum.

-Bu olaydan sonra Sezai Bey içine kapanmış, hiç evlenmemiş vs... Halbuki siz bu yaşanan olayların hiç farkında değilsiniz
-Evet hiç farkında değilim..

-Hatta sizin ping pong'a olan ilginizden dolayı bir şiiri var
-Evet öyleymiş, onu da Ahmet Hakan'dan öğrendim.


 Simlâ Tezcan

 

Comments powered by CComment

Image

Sitemizde yer alan fotoğraflar yazarların kişisel albümlerinden, Unsplash | Pxhere ve internet ortamından dan alınmıştır. Kullanım ve telif hakları fotoğraf sahiplerine aittir.

 

Publish modules to the "offcanvas" position.

X

oooopps

No right click